29 Mart 2010

6

Hiç Kaplumbağa Beslediniz mi??


Heralde sizde hayatınızın bir döneminde su kaplumbağası beslemişinizdir. Bende ortaokuldayken kaplumbağa almıştım bir çift. Fakat 1 ay dolmadan öldüler. Bu yılbaşında bir çift daha hediye gelince çok sevindim. En sonunda onlara güzelce bakabilecektim. Fakat internete girip, bu ufak hayvancıklar için ne yapabilirim diye baktığımda şoka uğradım.

Bugüne kadar onlar hakkında ne biliyorsam, yanlıştı. Özellikle onları aldığımız "akvaryumcu" veya modern adlarıyla "Pet Shop İnsanları" yüzümüze baka baka bizleri kandırmışlar.Öyle sanıldığı gibi ufacık plastik kaplarda veya fanuslarda yaşayamazlarmış.

Tropikal kuşaktan geldikleri için suları 27-29 derece olması gerekiyor. Ve bunu ısıtıcı ile sağlayabiliyoruz.

Su kaplumbağalarının doğal ortamı, büyük denizler, akarsular olduğu için; suları daima temizdir. Bunun içinde güzel bir filtre cihazına ihtiyaç var.

Doğal ortamlarında üzerlerine çıkabilcekleri kayalar vardır, bizde bunun için kuru bir alan sağlamamız gerekiyor.

Doğal ortamında kuru bölge ile suyu arasında ısı olarak az bir fark vardır, bu yüzden kuru alana ısıtıcı lamba yöneltmeliyiz.

Doğal ortamlarında yüzebilecekleri çok geniş bir alan vardır ve biz de bunu büyük bir akvaryum ile sağlayabiliriz.

Kısaca özetlemek gerekirse: büyük bir akvaryum, ısıtıcı, bir dış filtre, UV lambası, ısı lambası. UV-B lambası güneş ışığının yerini alacaktır. Normalde güneşlenen kaplumbağalar, güneş ışınlarıyla vücutta oluşan veya besinle aldıkları D3 vitaminini, kalsiyumu sentezlerler. Böylece kemikleri yumuşamaz ki bu kaplumbağalar için çok önemlidir. Eğer Uv lambanız yoksa, günde 1-2 saat güneşlenmeleri gerekecektir. Fakat güneşlenirken pencere veya akvaryum camı arkasından değil, direk güneş ışığından yararlanmalı ve çok ısındığında kaçabileceği bir gölge alanı bulunmalıdır. Güneşlenmenin bir diğer yararı ise kabuğunun üzerindeki zararlı bakterilerin ölmesidir.

Bunları öğrendikten sonra kaplumbağlarıma ne kadar kötü baktığım aklıma geldi. Fakat bize kimse böyle birşey anlatmamıştı. Biraz araştırınca öğrendim ki, akvaryumcuların bir numaralı gelir kapılarıymış kaplumbağa satışları. Herkese, bakımı çok kolay diye satılıyorlar. Düşünün, iki kaplumbağa, bir palmiyeli plastik kap ve yem 20 TL civarı. Günde 30 kişi alsa, 600 TL eder. Fakat yukarıda saydığım akvaryumu ve ekipmanlarını toparlamak istersen en az 150 TL vermek zorundasın ki bunu anca günde 1-2 kişi alır. İnsanlar ucuz ve bakımı kolay diye alıyorlar.

Türkiye'de yaklaşık olarak senede 300.000 kaplumbağa satılıyor. Bunlardan %90ı ise 2-3 ayını doldurmadan ölüyorlar. Bunların ilk nedeni, ısıtıcısız-soğuk ortamda üşütmesi veya kış uykusuna yatması. 1 yaşından küçük kaplumbağa yavruları kış uykusuna yatarsa uyanamıyor, ölüyor.

Peki geri kalanlara ne oluyor? "Kırmızı yanaklı su kaplumbağası nereye bırakılır?" diye üzerinde bol bol düşünülüp, en yakın göl, akarsu kenarlarına bırakılıyor; yada düzgün bakılması için dediğim büyük akvaryumlar kuruluyor. Tabi Türkiye'de doğaya bırakılan kaplumbağaların, bizim hava şartlarımızda ölmeleri kesin. Üşütmeseler de biri tarafından beslenmeye alıştıklarından, doğadan yem bulmayı öğrenemeden ölüyorlar.

Bize akvaryumcu amcalar tarafından anlatılan başka bir yalan ise, "Büyümezler". Hadi oradan!! Kırmızı yanaklı tatlı su kaplumbağaları 50-70 sene kadar yaşayabiliyorlar. Ve 30 cm uzunluğa ulaşabiliyorlar. İlk yaşlarında protein içerikli yemler ile çok çabuk boy atıp, akvaryumlara sığmaz hale gelebilir bu yüzden en az 70 litrelik bir akvaryum ile başlamak sağlıklı olacaktır.

Büyüklük ile ilgili başka bir sorun ise, pek çok canlı gibi büyüdüklerinde sevimlilikleri kayboluyor. Amerikada 10cmden küçük bebek kaplumbağaların satışları yasaklandığı için Pet Shop'lar kan ağlıyor. Hem sevimsiz hemde bakımı iyice zorlaşan bu büyük kaplumbağaları kimse almaz. Bir diğer problem de ufak kaplumbağadan bulaşan Salmonella bakterisi. Avrupada bazı ülkelerde, bu ufak kaplumbağalardan bulaşan ölümcül Salmonella bakterisi yüzünden bu küçük kaplumbağaların ülkeye sokulması yasaklanmış. Fakat Amerika ve Çin her sene milyonlarca minik kaplumbağa üretip, satmaya devam ediyor. Çinden tanesini sadece 25 kuruşa (ulaşım dahil) alabilirsiniz.

Peki akvaryumcular bu tatlı yaratıkların aslında ne kadar zor bakıldığını, ne kadar büyük akvaryum istediğini, sularını bir akvaryumdaki balıklardan kat be kat daha fazla kirlettiklerini bilmiyor mu? Tabii ki biliyorlar. Fakat insanlar alsın, hayvanlar ölsün, sonra yine onlara satsınlar diye bunu söylemiyorlar çünkü Pet Shop'ların bir numaralı geçim kaynağı bu minik kaplumbağalar. Aileler çocuklarına bu şirin hayvanları oyuncak niyetine alıyorlar çünkü.

Bu satışların nasıl ve nereden başladığı ile ilgili güzel bir yazı da var. Okumanızı öneririm.

Lütfen kaplumbağa almayın, aldırmayın. Bu katliam son bulsun. Hayvan hakları diyen insanlar, bir köpek ölünce bağırıp çağıranlar; günde binlerce kaplumbağa ölüyor hem de ufacık çocukların piskolojilerini bozarak. Yazık...

6 yorum:

mhmet dedi ki...

Sizi tebrik ediyorum. Çok güzel bir çalışma. Ben lise 1'e gidiyorum, haftaya kaplumbağa alacaktım fakat sizin yazdıklarınızı okuyunca vazgeçtim. Aslında anlattıklarınız mantıklı. Koskoca nehir v.b yerden hayvanlar küçük plastik kapta nasıl yaşasın. Bunu öğrenmek için biraz düşünmek yeterli ama akıl edemedik. Tekrar teşekkür ediyorum.

GaMeR dedi ki...

Çok sevindim!

Bir kişi bile bu yazdıklarımı okuyarak, kaplumbağa almaktan vazgeçtiyse ne mutlu bana.

Ben hediye gelen kaplumbağaları geri vererek kendime güzel bir akvaryum kurdum. Gerçi farkettim ki bu konuda pek birşey yazmamışım bloguma, bunu düzeltmem lazım.

Ayrıca şu anda alışveriş yaptığım 2 akvaryumcu da kaplumbağa satmıyor artık. :)

Adsız dedi ki...

Bizde de 2 kaplumbağa var. Sanırım 3 yıl kadar oldu alalı. 8- 10 cm. oldu büyüklükleri. Zamanında biz de fazla bir şey bilmeden heves ederek aldık, ama şimdi onlara iyi bakamadığımız, onlar için uygun ortamı sağlayamadığımız için üzülüyoruz. Kaplumbağa ticaretine katkıda bulunmuş olmaktan da çok rahatsız olduk. onları ne yapacağımızı bilemiyoruz. Bakabilecek birilerine vermek istiyoruz.

Çılgın Mevdoş dedi ki...

yazı çok güzel bilmeden bilinçsizce aldık şimdi yazıyı yazdınız birde yol gösterin elimizdekileri ne yapacağız bir de bunu söyleyin .sevgiler

fatih polat dedi ki...

çoksaol ben kendim besleyeceğim en iyi bakımla

fikret dedi ki...

Merhabalar.Gerçekten güzel bir paylaşım.benim kaplumbağalarımda yaklaşık 5 yaşındalar(2 adet) bugüne kadar sanırım 5 yada 6 kez akvaryum değiştirdim.Onlar büyüdükçe ve kaçmaya başladıkça ben yenisini ve daha büyüğünü aldım yada temizlerken camını çatlattım yeniledim..Toplam 10-12 arası yeni filtre almışımdır 20-22 kadarda ampul.Aldığım vitaminli yemler karidesler ve asıl normal yemleri 10 kg.ı geçmiştir.Değiştirdiğim çakıllarını kumlarını vb. platform tarzı eşyalarını saymıyorum bile..Bunlar yaptığım maddi harcamalar manevi olarak ise bazen inanılmaz kötü boyutlara varan kokulara rağmen koca akvaryumu ordan oraya taşıyarak temizlemelerim,akvaryumdan atlayıp kaçtıklarında evin her köşesinde saatlerce aramam gibi emeklerim vardır..Kaplumbağa alırken herkes o hayvanların birer canlı olduğunu ve benimkiler gibi extra ortamlar sağlanmasamda yıllarca yaşayabileceklerini unutmasınlar (ki ben hiç öldürmedim ilk aldığım 2 kaplumbağam bunlar)..Açıkçası yakın zaman öncesine kadar vermeyi düşünüyordum çünkü artık koku olayı çok arttı ama bunca yıldan sonra onlardan ayrılmak çok koyar..Şimdi içlerindeki kum çakıl vb. şeyleri alıp senin yaptığın gibi sadece büyük taşlar koyucam ve öyle denicem.Sanırım kum extra kirlenmesini sağlıyor akvaryumun ve filtrede temizleyemiyor bu kirliliği..Hiç ısıtıcı kullanmadım normal bir 25 yada 40lık ampul yetti ısınmaları için bugüne kadar.