27 Eylül 2008

0

Wiiiiiiii


Geçen hafta ne zamandır niyetlendiğimiz aleti sonunda aldık: Wii!

Aslında kendisine yaz başında karar vermiştik fakat piyasada nedense pek bulamadık. Nintendo az sayıda çıkartıp, bol bol satıyormuş, zaten o yüzden Xbox360 almıştık yaz başında.

Xbox almadan bile önce Wii için Wii Fit almamıza rağmen, Wii'yi anca geçen hafta aldık ve bir haftalık tecrübemize dayanarak söylüyorum; bu alet gerçekten eğlenceli.

Alır almaz, hemen kardeşle kendimize birer Mii yaptık. Bu Mii'leri oyunları sizin yerinize oynayan, diğer Wii'lere oturmaya giden profilleriniz. Tamam Wiimote (fotoğrafta sol üstte duran alet) ve Nunchuk (sağ üstte) çoook ama çoook hassas değil fakat bu eğlenceyi baltalamıyor. Pek çok hareketli ve neşeli oyunlar var. Genelde çocuk konsolu dense de, Resident Evil'lerden tutun Zack & Wiki adında tıklamalı macera oyunlarına pek çok seçenek mevcut.

Alır almaz, kardeş Wii Fit ile yoga çalışmalarına başladı misal. Henüz 2 kişilik oyunlara geçemiyoruz ama en yakın zamanda bir Wiimote daha alıp karşılıklı oynayacağız. Türkiye'de yasal olarak satılıyor alet, fakat Türkiye'ye ne yazık ki internet desteği verilmiyor. Yunanistan bile Wii Dükkanı'na girip eski oyunları indirirken, biz giremiyoruz. Madem Türkçe klavuzlu ve garantili olarak Türkiye'de satıyorsunuz, bari onları da destekleyin.

En sevdiğim özelliklerden biri de pek ısınmaması. Grafikleri Xbox 360 kadar iyi değil fakat, ondan daha küçük ve televizyon sehpamıza girebiliyor. Havadar ortamda bile ısınma problemi olan Xbox oraya girse ölürdü heralde. Evde Wii partileri başladı bile, 2. Wiimote'yi de alınca hızla devam edecek...

24 Eylül 2008

2

Müze Kart

Geçen hafta bir arkadaşımla beraber Sultanahmet'e indik. Ne zamandır müzeleri gezmemiştim, hem de Ramazan eğlencelerine bir bakarız dedik.

Topkapı Sarayı'na giriş 20 YTL. Müze Kart da 20 YTL. Ben de her Türk gibi bir Müze Kart alarak, bundan sonraki müze ziyaretlerimi (sanki çok geziyorum da) beleşe getirmeyi umdum. Fakat "fine print" dediğimiz küçük yazıları içerideki Harem bölümüne girmeye çalışınca farkettim. Müze Kart iyi hoş, fakat müzelerdeki bazı yerlere girmenizi sağlamıyor. Mesela Topkapı Sarayı'ndaki Harem bölümü buna bir örnek. Ayrıca 15 Ytl verip girmeniz gerekiyor bu bölüme. Öğrendim ki, her müze Kültür Bakanlığı'na bağlı değilmiş (Yerebatan Sarnıcı mesela), ve buralarda da kart geçmiyor. Ancak müze kartın geçtiği pek çok yer olduğundan oldukça karlı, 1 sene boyunca istediğiniz gibi dolaşabiliyorsunuz. (Ayrıca yazının sonunda müze kartın geçtiği yerlerin bir listesini veriyorum, ben çok aradım, siz aramayın.)
Topkapı Sarayı'nda yeni bir uygulama başlamış. Girişte elektronik rehberleri 5 Ytl karşılığında kiralayabiliyorsunuz. Biz almadık ama bir daha gidersem alırım; yazıları okumakla uğraşmayıp, istenilen dilde rehberlik hizmeti oldukça güzel.

Topkapı Sarayı'ndan sonra kartımı denemek için bir de Ayasofya'ya girdik. İçerdeki iskele yine bizi tüm heybetiyle kucakladı. Kaç senedir Ayasofya'ya uğrarım, hala o iskele duruyor. Ya işler bitmiyor, ya da o da sergileniyor; bir restorasyon bu kadar sürer mi bilmiyorum.

Tabi son olarak da Yerebatan Sarnıcı'na gittik. Müze Kartımın geçmediğini öğrendim, ücreti ödeyerek balıklara yem attık. Her zamankinden daha da karanlıktı, Sarnıç.

Sultanahmet Meydanı'na Ramazan nedeniyle pek çok stand kurulmuş. Çiğ köfteden sucuk dönere, mangalda kahveden kutulu tane mısıra neredeyse herşey var. Tam iftar vakti köfteciler ve yiyecek yerleri çok dolu olduğundan, millet paket alıp; etraftaki çimlere, banklara oturarak yiyorlar. Akşam da Mehteran Takımı'nın gösterisi vardı, fakat 21:30 denmesine rağmen 21:45'e kadar başlayamayınca, kalktık ve döndük. Zaten sonra ortalığı sel götürdü bir güzel ıslandım. Sonuç olarak Sultahmet güzel bir yer. Ağacı, havuzu, köftesi.. Arada gitmek lazım. Ama Mado'sunu hiç beğenmedim.

Uafak bir ek: Müzekart ile gezilebilecek müzelerin adresi ve listesi:
https://satis.muzekart.com/muzeler.pdf