26 Ekim 2006

0

Nerede o Eski Bayramlar??

Nerede? Biliyorum aslında, hepsi geçmişte kaldı. Bu soruyu soranlara "ne kadar eski bayramlar"ı özlediklerini sorarsanız, çoğunlukla aynı cevabı alırsınız. Şu "ben küçükken..." diye başlayan cevaplardan.

Bayramlar aynı bayramlar aslında. Fakat yıllar geçtikçe bayramlar, yaşlandığımızı tüm sülale fertlerini bir arada getirerek acı gerçeği yüzümüze vurmaya hiç çekinmiyor. Bu yüzden yeni gelenleri sevmiyoruz galiba. Küçükken herşey daha güzeldi; mutlu olmak için elini öpmeye gittiğin teyzenin gülüp, gözlerinin içine bakarak "Bir tane daha alabilirsin." demesi yeterliydi. Fakat artık değil. Artık gelen şekeri de reddediyorsun, mutlu olmak ne kelime! Evden çıkmamak için bahene bile uydurursun. Bu "büyüdüğünü" gösteriyor sadece, bayramların kötüleştiğini değil.

İçinde bir yerlerde çocukluğunu kaybetmeyenlerin geçmiş bayramı kutlu olsun; bir dahakine daha çok şeker toplama ümidi ile..

16 Ekim 2006

2

Bilgisayarım Bozuldu

Çok ilginç. Bugüne kadar bilgisayarımın güç kaynağı patladı (duman + yüksek bir ses), ses sisteminin kablolarını yeniden çekmek zorunda kaldım, ses çıkmadı, monitörün camındaki ince film tabakası soyuldu, anakart yandı, ekran kartı yandı en son da dvd'den gelen dolby kablo, jack'ın itina ile ezilmesi suretiyle kullanılmaz hale geldi. Peki bunların ortak noktası ne? Hepsi evde temizlik varken oldu.
Bu işlerde parmağı olan temizlikçiyi ve annemi kutluyoruz, kirleri kabarsın diye bilgisayarı ne zaman sıcak suya bastıracaklar merak ediyoruz. Ellemeyin şunu diye diye dilimde tüy bitti, "ellenmemiş" masa dün bıraktığımdan 2 karış dışarıda duruyor. Nesi bozuk bilmiyorum da, bir çalışıyor bir çalışmıyor.

Güzel haber olarak da cumartesi günü Mahşer-i Cümbüş'ün atölye çalışmalarına başladım. Birazcık yorulduk ama öğrenirken eğlenme diye buna diyorlar heralde. Ayrıca bu işin ne kadar zor olduğunu da farkettim...

12 Ekim 2006

0

Oyun

IDéEFIXE Oyun Kitap
Bu kitaba geçen sene NLP ve ilüzyon forumlarını turlarken rastlamıştım. Baktım Türkiye'de yok, orjinalinin okudum.

Neil Strauss (Yada Style diyelim :) bir yazar olarak kadın avcılarının arasına girip, onlardan biri olmasını anlatıyor bu kitapta. Fakat durum sanıldığından kötü. Kitap tanıtımını okudğunuzda, "İstediği kadını elde edebilen ve lüks villalar, otomobiller alabilen bu avcılar başak ne ister ki?" diye düşünebilirsiniz. Ama kazın ayağı öyle değil. Kadınların piskolojisini "çözmüş" olsalarda, kendilerininkini düzeltemedikleri için bunalımdan kurtulamıyorlar. Ve özellikle burnu havalarda, kendini ulaşılmaz sanan kadınların aslında ne kadar kolay yem olduklarını görebilirsiniz bu kitapta.
Bunların başındaki çıban Mystery amcanın da çıkıp numaralar yapması sinirimi bozsa da, forumuna girmişliğim olduğundan birşey demiyorum kendisine. Ama Amerika'da iş nasıl çığrından çıkmış, görmeniz gerekiyor. Peki bu kitap sadece Amerika için mi geçerli?? Hiç de değil, çünkü Bodrum'da bunları uygulayan birçok kişinin olduğunu biliyorum.

Peki bunları neden yazıyorum? Herkes okusun da, kimse böyle tuzaklara düşmesin diye. Holywood çoktan film çalışmalarına başladı, Neil amca paraya para demiyor; kadınları etkileme sanatını binlerce dolara satıyor. Filmden önce kitabını okuyun, şaşıracaksınız...

IDéEFIXE Oyun Kitap

10 Ekim 2006

0

60 Yaş

Dün annemin dürtmesiyle uyandım. Onlar önden gittiler, ben de hazırlanıp çıktım. Eve vardığımda, eniştemin ayakkabıları apartmanın önünde duruyordu. Edirne'den, Bodrum'dan ne kadar akraba varsa herkes oradaydı. Huzur içinde yat, enişte.

Konuya fazla girmeyeceğim, tek birşey söylemek istiyorum. Eniştemin hastalığının ilerlemesinin en büyük sebebi sigaraydı. Hasta olduğunu öğrendiğinde bile içiyordu, ilerleyince bırakmak zorunda kaldı. 4 gün önce "Hayatımı boşa harcamışım; gençken bir sigarayı söndürür, diğerini yakardım." demiş. Sigara ve içenlerle ilgili fikirlerimi bilen bilir, zaten arkadaşlarımın tamamı sigara içmez. İçenlerden biri arkadaşım olursa da bırakması için elimden geleni yapmışımdır, yaparım da. Arkadaş arkadaşa sigara ikram etmez, düşmanlara özgü bir davranış bu...

5 Ekim 2006

0

Öfkeli Kalabalık Blog'umu Bastı!!

Bu sefer değişik bir flash sitesi buldum. Oldukça eğlenceli özellikleri var. Mesela başlıkda da okudğunuz öfkeli kalabalık gibi:
Öfkeli Kalabalık Blog Bastı

Site bir flash sitesi, ve yukarıdaki bölümleri doldurarak istediğiniz siteye saldırma ya da çiçekler kondurma fırsatı veriyor. En güzellerinden biri de, bir bebek tarafından sitenin kötü emellere alet edilmesi:
Duvarlar bitti, bebek siteme göz dikti

Tüm özellikleri denedikten sonra pek bir güzelliği kalmasa da, değişik sitelerde istediğiniz yeri kesip biçebiliyorsunuz. Ağzına kadar suyla doldurup, akvaryum yapabiliyorsunuz. Yazın istediğiniz bir siteyi yukarıya, marslılar saldırsın sonra.

Bir deneyin.. :)

3 Ekim 2006

0

Beyza'nın Kadınları



Mustafa Altıoklar'ın bir önceki filmi Banyo'yu izlemedim henüz. Korku/gerilim filmlerini sevdiğimiz için önceliği bu filme ayırdık kardeşimle beraber.

İlk olarak, çekimden biraz söz edeceğim. Zira filmi izlerken, özellikle iç mekanlardaki ışık, açı ve kamera kullanımı Amerikan filmlerini aratmayacak düzeyde güzeldi. Fakat kamera dış mekana çıkınca, tipik Türk filmi izlerini görebildik.

Konuya biraz değinecek olursak, spoiler vermeyi sevmem biliyorsunuz, filmin adından tanıtımına kadar heryerde görebileceğiniz gibi çok kişilikli bir kadının etrafında geçen cinayet zinciri anlatılıyor. (Merak etmeyin filmin ilk sahnelerinden belli zaten bu olay, spoiler falan yok hala :)
Konu Türk filmlerinde pek rastlanmayacak kadar değişik, biraz şiddet sahnelerine de yer verilmiş, tipik Amerikan korku filmleri havasında bir yapım.
Oyunculardan Demet Evgar harika. Gerçekten güzel bir oyunculuk sergiliyor ve filmi sürükleyebiliyor. Fakat aynı şey ne yazık ki Tamer Karadağlı için geçerli değil. Her hareketinde "taş fırın erkeği"nin havucu kovalamasına tanık oluyoruz sanki. Keşke önceden düşünüldüğü gibi, Okan Bayülgen oynasaymış bu rolü. Levent Üzümcü'nün rolü pek büyük değil fakat sonlardaki senaryo zayıflıklarından nasibini alıyor oyuncu olarak.
IDéEFIXE Beyza'nın Kadınları DVD
Sonuç itibari ile, Türkiye'de pek fazla korku filmi çekilmiyor -DU. Nedense yeni neslin, Amerikan gençlik korku filmlerine karşı olan ilgisi sayesinde, Türk gişe sineması bu türe yönelik çalışmalar içine girdi. Peki bundan rahatsız mıyız? Hiç de değil. Çok iyi bir film olmasa da, kötü denmeyi de haketmiyor. Sırf Türk gerilimlerinden biri olduğu için bile izlenmeyi hakediyor.

IDéEFIXE Beyza'nın Kadınları Müzik Cd'siIDéEFIXE Beyza'nın Kadınları VCDIDéEFIXE Beyza'nın Kadınları DVD

2 Ekim 2006

0

Başka Bahara

Bugün askerlik şubesine gittim yine. Öğrendim ki, Kasım'da gidemiyorum askere. Aralıkta tekrar gideceğim şubeye, boşu boşuna gitmiş oldum o kadar yolu. Güya aramıştık geçenlerde, telefonu açanın da haberi yokmuş olaydan. Üzüldüm..

Dün gece apartmana hırsız girmiş. Bizim kömürlük kapısını zorlarken farketmiş apartmandakiler, kaçmış. Hiç ses çıkartmadan apartmanın demir kapısı ve kömürlükteki 2 asma kilit ve demirlerini nasıl kesmiş anlamak mümkün değil. Apartman boşluğuna kamera koyulması gündemde.



Bu resim de ramazan hatırası. Bugün Cnbc-e dergimiz gelmiş, görüldüğü üzere bu sefer etiketi içinde olduğumuz aya uygun olarak itina ile yapıştırılmış; bu başarılı çalışma için kendilerini tebrik ediyoruz.