21 Eylül 2006

0

Bugün hava kasvetliydi buralarda

Ben de sıkıntıdan dışarıyı izledim. Yağmur yine sel oldu aktı sokaklarda, kimse kalmadı. Arabalar lastiklerine kadar gömüldü sulara, yine de yavaşlamadılar.
Yarın askerlik için başvurunun son günü. Eğer Kasım'da gitmek istiyorsam gidip dilekçe vermem lazım, bütün gün canımı sıktı bu. Bir ay önce olsa çoktan vermiştim dilekçeyi ama bugün? Hiç bilmiyorum.

Herşeyden elimi eteğimi çekmeye başlamışken, bu sefer yeni bir dernek çıktı karşıma. Ve ilk iş olarak da Mahşer-i Cümbüş'ün çıktığı mekanı Hayalhane'yi kiralamayı düşünüyoruz. Tabi bu projeyi kimseye anlatmamaya çalışıyorum, çünkü bir nevi Murphy kuralıdır, planlanan birşeyi ne kadar çok ister ve anlatırsan gerçekleşme ihtmali o kadar azalır. :)
Eğer ig orayı tutarsa organizasyonda ben de olacağım bu sefer, geçen sene izleyici olarak gittiğim gösterileri hazırlama şansı; ama bir de askerlik var işte.

Bilmiyorum, canım sıkılıyor bugün sadece...

7 Eylül 2006

0

Ekşi'ye Girdim!

Sonra da çıktım..

Bunun üzerinde bayılmadıysanız, anlatayım. Dün birkaç şeye bakmak için ekşi sözlüğe girmiştim. Bu insanları kimler yazıyor diye düşünürken, kendi adıma bakmak aklıma geldi. Gerçekten çok şaşırdım. Biri Şubat'ta adıma başlık açmış, işin kötüsü şu anda görüştüğüm bir kimse de değil; eskilerden çünkü kim olduğunu hatırlamıyorum. Bir mesaj bıraktım bakalım kimmiş. İnternette gerçek ad ve soyadımı da pek kullanmadığımdan oldukça şaşırdım.

Bunun dışında sıcaklar geri gelmeye başladı İstanbul'a. Git gide sokağa çıkmak daha çok terletiyor insanı, yazlığa kaçmak gerekiyor; fakat hala kitaplarımı bekliyorum Amerika'dan. Adamların ilk kolisi geldi, kitaplar başka yerden yola çıkmış bir de onları bekleyeceğiz. Bu arada keşke Venus tohumlarını da alsaydım hazır evdeyiz nasılsa.

Günün dialoğu:
Eve dönmek üzere aktarma yaptığım otobüste, en arkada yaşananlar:

1. Adam: Bu otobüs Haznedara mı gidiyor, Güneşliye mi? (Adam hiç bakmadan binmiş, aktarma ücretsiz ya! Belki de unutmuştur..)
2. Adam: Hmm. Bilmiyorum ki. (Yuh. Hadi o bilmeden bindi bir otoübüse, sen nereden bindin? Hadi iki kişi hiç bakmadan bindiniz, nasıl da yan yana oturup bu süper bilgilendirici sohbeti yapıyorsunuz?)
1. Adam şaşırıyor tabi, kendi gibi birini buldu diye. Bu sırada 2. Adam başka bir soruyla karşılık veriyor: - Sen nereye gidecektin?? (Otobüsü kaçıraklar heralde)
1: Adam: - Bir yere gitmiyorum! (Kesin ücretsiz diye binmiş bu. Neyse ki tam bu anda, kendinde olan bir teyze olaya giriyor ve ne otobüsüne bindiklerini bu ikisine hatırlatıyor...)

3 Eylül 2006

0

Mahşer-i Cümbüş

Dün gerçekten de cümbüş gibiydi. 3 ayrı etkinlik vardı ve ben sadece 2 tanesine gidebilecektim. Hatta birini, bu tiyatro-sporu yapan grup yüzünden kısa kesmek zorunda kaldım. (Hatta ilk defa IG derneğinde sahneye çıkmama rağmen, biraz ani oldu ama olsun.)

Apar topar Mahşer-i Cümbüş 'ün çıktığı Hayalhane'ye yetiştikten sonra "oyun" başladı. Aslında oyun demek yanlış olur zira ortada tiyatro olarak yazılı bir oyun yok fakat 2 takımın yarıştığı bir müsabaka var. Bu yüzden yaptıklarına Tiyatro Sporu (TheatreSports) adını yakıştırmışlar.

Tek kelimeyle, bayıldık. Gülmekten, beğenmekten ve "bu salonun neden yarısı boş?" diye düşünmekten gına geldi bana. Fakat anladım ki, televizyonda 2-3 bölüm yayınlanan programları olmasa bizim yerimiz de boş kalacaktı, tamamen kendi eşekliğimiz işte. O yüzden ben buraya yazıyorum, okuyan birileri de öğrensin diye; mutlaka bir kez izlemeniz gerekiyor bu sporu. Bizi bir kere kesmedi, 15 günde bir gitmeyi düşünüyoruz hatta kombine bilet isteyeceğiz kendilerinden.

Sahneye çıktıkları yer olan Hayalhane sanırım kendilerinin. Oldukça şirin ufak bir salon; kendileri işletiyorlar gibi bir izlenime kapıldım. İstanbul'da yaşayanlardan beklenmedik bir şekilde çok canayakın bir grup bu Mahşer-i Cümbüş ekibi. Gelenleri karşılıyorlar, biletleri kendi kesiyorlar, arada sizle oturup giderken de arkanızdan el sallıyorlar. Ben bunun %1'i kadar bile eğlenmediğim oyunda, sanki çok büyük işler başarmış gibi gerinen oyuncular gördüm.

Şu anda sezon tam açılmadı için sadece Cumartesi günleri 20:30'da sahneye çıkıyorlar. Ekim'de ise ayrıca interaktif uzun bir oyunları olacak Cuma günleri.
Hayalhane, Sadri Alışık Sokak, No:24 Kat:4'te. Kısaca Taksim Meydanından aşağı inerken cami'nin karşısındaki Swatch dükkanının (ki aşağı inerken solda kalıyor bu saatçi) yanından giriyorsunuz, polis merkezinin hemen 2 apartman ilerisinde. İki saat kadar gülüp eğlenmenin bedeli ise sadece 10 milyon. Çoğu sinemadan ucuz, kesin ek iş yapıyorlardır bunlar; zaten bizim ülkemizde tiyatrodan para kazanılmaz heralde. Fazla uzatmayacağım, 15 gün sonra yine gideceğiz ondan sonra belki uzun uzun yazarım, şimdilik bu kadar. Aşağıda web sitelerine linki veriyorum. Eğer siz de bizim gibi şehir ve devlet tiyatrolarından bıkıp, eğlenceli bir gece geçirmek istiyorsanız; özel tiyatrolardaki oyunlar da değişmiyor- bilet fiyatları uçmuşsa şuraya mutlaka bir bakın.. :
http://www.mahsericumbus.com/