17 Aralık 2005

2

Nokia 20 Lives


Msn'de yazdım, kimi gördüysem telefonu gözüne soktum ama hala duymayan varmış. Dün Cihan'la konuşurken bilmediğini söyledi. Haliyle buraya da yazmak farz oldu. Nokia'nın bu sene düzenlediği yarışması 20 Lives'a kardeşle beraber başlamıştık. O zamanlar arkadaşım olan Selen(ben öyle sanıyormuşum her zamanki gibi) hanımında sürekli can sıkılmalarına ilaç olabilir düşüncesiyle onu ve birkaç kişiyi bulaştırdım bu oyuna. (Büyük ihtimal kimse devam etmemiştir, ama sonra tel çıkınca bana ver derler; neyse..) Sonuçta 20 değişik hayatı oynadığınız internet oyunuydu. Flash ile yapılmış tamamen gerçek görüntülerden oluşan, insanların gözünden gördüğümüz biraz adventure oyunları tarzında bir Nokia oyunuydu bu seneki. Nokia Game'lerin genel problemi internetten olmalıdır. Yani önceki senelerde genelde bulmaca tarzlı oyunlar çıkartamıyorlardı çünkü oyuna başlar başlamaz çözümleri internetten bulmak mümkündü. Aksiyona ve puana dayalı oyunlara ise genelde o dönem pek işi olmayanlar bulaşıyor, tüm gün oyunu oynayıp en yüksek puanı yapıyorlardı. Fakat bu seneki sistem oldukça değişik ve güzeldi fakat teknik altyapı nedeniyle donmalar olmasa eminim daha çok insan oynardı oyunu. Bu seneki sistemde her gün ayrı bir hayatı bitirip, her gün için ayrı bir telefon ödülü kazanmaya aday oluyordunuz. O oyundaki kahramanın kullandığı bu telefonu kazanmak için de o hayatın bir bölümünde karşınıza çıkan soruya yaratıcı bir yanıt vermek gerekiyordu. Mesela lokanta işletmecisine, baş-ahçı gelip "Ünlü şarkıcı nasıl biri?", paparazzi fotoğrafçısı radyoya bağlandığında "Kendinizi tanıtır mısınız?" gibi sorulara o hayata uygun olarak yanıtlar vermeniz isteniyordu. Ve bu yanıtlardan, bir jüri ile en iyileri seçilip ödül verilecekti.
Açıkçası ben sadece oyunu bitirmenin yeterli olduğunu sanıyordum o yüzden ilk 2-3 hayata pek fazla önemli şeyler yazmadım. Fakat sonradan ödüllerin jüri ile verilceğini öğrenince 3 hayat daha oynadım ve bıraktım. Jüri gelip beni mi seçecek dedim :) Keşke bırakmasaymışım son oynadığım o 3 hayattan biri paparazzi muhabiriydi; ünlülerin fotoğraflarını çektim, radyo yayınına katıldım. Ve sonuçta yepyeni bir 6680 kazandım. 2 aydır telefon almak istiyordum zaten, tam ramazan bitsede alsam diye beklerken tamamen aklımdan çıkmış olan bu yarışmadan aradılar ve telefon kazandığımı söylediler ki gerçekten çok sevindim. Keşke sonuna kadar oynasaymışım, ayrıca telefonu almak için gittiğimde kutuyu elime vererek afiş önünde bir foto çektiler ki; sormayın gitsin. Bu tip fotoğrafların neden kötü çıktığını düşünür dururdum, artık biliyorum :)
(Not: Ayrıca sitede birşey kalmamış ama Türkiye'yi seçince benim nickname içeride görülebiliyor.)

2 yorum:

clémentine dedi ki...

eğer telefondan görülen sensen, pek artist çıkmışsın. sandım ki oscar aldım teşekkür konuşması yapıyorsun. hele şükür tanıdığım biri bir yerden ödük kazandı da gözüm açık kalmadan ölebilecem.

pek tebrikler. oyunlarda başarılar

GaMeR dedi ki...

:) Ahahah blogumu pek okumamışsınız anlaşılan Clementine hanım, balonla yine şeytandan kaçmak için oradan oraya mı uçuyordunuz yoksa :P
Bu zat-ı muhterem Stephen Lynch olup, blogun derin arşivinde (2 sayfa daha yahu) bulunmaktadır kendisi..
Ve evet ben birçok oyundan ödül kazandım :)