Perşembe, Mart 05, 2009

Vray


Vray, Bulgaristan'da yazılmış bir 3ds Max eklentisi. Vray ile ne zaman tanıştığımı hatırlamıyorum. Fakat bugün bilgisayarı temizlerken 2005 yılında yaptığım bir vray tanıtım videosu buldum. Demek ki ondan önce de kullanıyormuşum.

Eskiden pek kimse bilmezdi bu 3ds Max için render eklentisini, geçenlerde öğrendim ki pek çok yerde kursları filan açılmış. Çok kullanan varmış artık.

Ben de yaptığım videoyu, rapidshare'e yükledim. Fakat bu yazıyı yazarken, neden Dailymotion'a yüklemedim diye kendime sordum. Şimdi üye olup oraya yükleyeyim, linki de hemen yapıştırayım. Vray nasıl birşeymiş, ne işe yarar diyenler bir baksın.

Çarşamba, Mart 04, 2009

NLP : Prenslere Dönüşen Kurbağalar


Derren Brown ile tanıştığımızdan beri, NLP ve teknikleriyle ilgili yayınları takip ediyorum. Geçen sene farkettim ki, artık pekçok yayın Türkiye'de de satışa sunulmuş. Hem de Türkçe olarak.

Geçtiğimiz ay ben de gidip NLP'yi çıkartan amcaların(Richard Bandler ve John Grinder), Alfa Yayıncılıktan çıkan NLP kitaplarını aldım. Bunlardan ilkini (NLP: Prenslere Dönüşen Kurbağalar, çeviren: Osman Akınhay) okumaya başladım fakat bir problem vardı. Kitap dil olarak sade ama çoğu zaman psikolojik terimler devreye giriyor. Çoğu zaman okuduğumu anlamadığımı farkettim. İlk önce bu terimlerden olduğunu düşündüm ama elimdeki orjinal versiyonu ile karşılaştırınca durumun biraz daha değişik olduğunu gördüm.

Hemen örnekleyeyim. Misal geçen akşam 3 defa okuduğum ve anlamadığım bir bölüm(Sayfa 147):
Kendinizi kutlayın. Öyle bir yerde durun ki, hastalarınız sokaktan büronuza geçtiklerini görebilsinler.

Okuduğumuzu anladık mı? Ben anlamadım. :) Bu yüzden bugün gidip orjinal kitaptan aynı yeri buldum. Hemen gösterelim(Sayfa 103):
Do yourself a favor. Hide yourself where you can see your clients make the transition from the street to your office.

Kitabı çeviren kadar bilgim olmasa da kendi yeterli İngilizcem ile orjinalinden bu cümleyi çevirirsem şöyle birşey oluyor:
Kendinize bir iyilik yapın. Hastalarınızı sokaktan büronuza girerken görebileceğiniz bir yere saklanın.

Bu kadar basit bir cümlede böyle anlamsız çeviriler varken, içerideki karmaşık modeller anlatılırken kafamın neden karıştığı böylece meydana çıktı.

Filmlerde filan çevrilen altyazıyı anında test edebiliyoruz ama kitaplarda ne yazık ki bu mümkün olmuyor. Çoğu zaman kitabı yazanın değil, çevirenin yorumunu okuyoruz. Kitabı aslında o kadar beğeniyordum ki, bu problemleri görmezden gelebilmiştim. Şimdi farkına vardım ki, kimbilir neler kaçırmışım okurken.. Tam bir "lost in transtlation" vakası, yazık..

Cumartesi, Şubat 07, 2009

Casual Gaming

Bugün birkaç forumda gördüm. Son yılbaşı oyun furyasından sonra kimsenin pek oyun oynama isteği kalmamış.

Eskiden daha az oyun çıkmasına rağmen, yıl içersine daha iyi yayılırdı ve en önemlisi oyunların bir derinliği olurdu. Öyle 3-4 tanesini aynı anda oynayamazdık.

Özellikle Wii sonrasında "herkes için oyunlar" furyası başladı. Sanırım bu oyun isteksizliğinin en önemli nedeni de bu. İnsanlar, özellikle de erkekler neden oyun oynar? Tatmin olmak için. Bir sonraki seviyeye atlamak, daha çok para, daha çok eşya, daha çok puan kazanmak isteriz. Birşeylerin peşinden koşmak, önümüzde duran hedefe ulaşmak. Nedense bayanların çoğu bunu sıkıcı bulurlar.

Herkes için oyun furyası özellikle bayanları etkiledi. Evlere wii ile birlikte kolay oynanabilir oyunlar girdi. Fakat ne yazık ki bu oyunlar bahsettiğim tatmin hissini vermekten biraz uzak kalıyorlar. 10 dakika oynamakla, 10 saat oynamak arasında pek bir fark olmuyor.

Bizdeki Wii'yi ne zamandır açmıyoruz. Kardeş anca Wii Fit oynuyor, o da pek oyun sayılmaz zaten; Yoga yapıyor. Ben Xbox360'da CoD yada Eternal Sonata oynuyordum ama onlar da şu sıra sıkıcı geliyor.

Ya biz çok büyüdük, ya da oyunlar çok genç işi oldu.

Çarşamba, Aralık 31, 2008

2008 Gitti

Sıkıcı, garip, saçma ve boş.. 2008 böyle geçti.

Askerden getirdiğim problemlere birkaç tane yeni sorun ekleyince koca yıl içi boş geçti. Fakat özellikle yaz döneminde ring başkanımız Cengiz abi ve tiyatrodan bir arkdaşımı kaybetmemle iyice kötü oldum.


Cengiz abi benden video edit programları istemişti, hala neden vermediğimi düşünüyorum. Zamanım yoktu güya, o sırada diğer kaybettiğim arkadaşımla ilgileniyordum çünkü. Keşke onun arkadaşlarını dinleyip, bu kadar zaman harcamasaydım. Cengiz abiyle cenette görüşeceğiz artık, diğeriyle de cehennemde..

Ne zamandır yazmıyorum kısa kısa geçelim:
. Birkaç gün önce halamın oğlunu kaybettik ve hayat gerçekten boş ve saçma görünüyor ölüm haberleriyle. Ve ben birkaç ay önceki depresan halimi düşünüp gülüyorum.

. Xbox live hesabı açmıştım bugün bitti. Harika birşeymiş..

. Hustle yeniden başladı. Ayrıca Hustle öncesi Unhitched diye bir dizi var, Coupling'i andırıyor. Ve her Hustle bölümüyle, koca ağızlı "dexta" teyzesi daha da güzelleşiyor.

. Bu sene Şeval'e mermer lazım oldu diye beni İkariam'a soktu zorla. O bıraktıktan sonra pek tadı kalmadı, ben de bıraktım; boşa zaman kaybı işte. GaMeR's iNN, Brawl, HaMSo ve moRoniiK şehirlerim yerle bir artık.
Ogame sıkıcıydı, bu da öyle. Live varken çekilmez zaten. :)

. Ibm üyeliğimi yeniledim yeni yılda. Çok güzel planlarım var.

. Son zamanlarda yeni arkadaşlar edindim, ve en önemlisi ne zamandır sahip olduğum bir iki arkadaşımı da yeniden ve daha iyi tanıma şansına sahip oldum. Konuşacak o kadar ortak şeyimiz varmış ki, şaşıyorum.

. Tiyatroya da geri döndüm sayılır. Bir iki kişiye kırgınlığım hala var ama gidiyorum yine. Foruma da geri dönebilirim iş durumuma göre, bakacağız.

. House, house, house. "İnsanlar yalan söyler" sözünden başka laf bilmiyor diye kızıyordum, bu sene yaşadıklarımdan sonra; haklısın diyorum. Ağrı kesici müptelası süper doktorumuz. Tamam dizinin gidişatı belli, bir esas hasta birkaç yan hasta var. Esas hasta ilk başta yanlış tedavi/teşhis sonucu kötüye gider ve House sonunda teşhisi düzeltir. Olsun yine de izliyorum zevkle.

. Bir diğer sorunlu insan Dexter de bu ay içinde yeni sezonu ile E2'ye geri geliyor. Merakla bekliyoruz.

. Yeni yıl hediyem, kardeşimden Moleskine. Nereden bildi ki bu kadar çok istediğimi acaba? :)


Herkese mutlu ve neşeli bir yeni yıl dileklerimle.

Cuma, Kasım 21, 2008

Kifayet

"Kelimelerin kifayetsiz olduğunu" demiş şair. Kimi zaman anlatamazsın içinden gelenleri, senin yerine başkası anlatır..

Gecenin bir vakti bu klibi veren ebg hanıma teşekkürlerimle. P.A.K. paktı mutlaka mezun edecek üyelerini, sabret.

Videodan çıkardığınız ders, "brokoli kalp dostudur" ile sınırlı kalmasın lütfen; ilk defa bir video koydum bloga; kıymetini bilelim. :)

Cumartesi, Kasım 15, 2008

Fable 2


Albion topraklarında kötülük uyanmak üzere ve onu ancak bir kahraman durdurabilir.

Peter Molyneux yine geri döndü. En son blogumda Movies ile ağırlamıştık kendisini ve şimdi de Xbox 360'a özel çıkardığı Fable 2 ile karşımızda. Oyunu oynarken "nerede o eski Dungeon Keeper'ler" demeden duramadım ama olsun elimizdekiyle idare edeceğiz.

Oyunumuz biz küçükken başlıyor ve kendimizi gerçekten masalsı bir dünyada buluyoruz. Bize kontrolleri biraz gösterdikten sonra, konuya hızlı bir giriş yapıyoruz. Ortamlar çok güzel tasarlanmış; güneş, ay, otlar, binalar. Herşey çok güzel görünüyor. Oyunu 3. kişi perspektifinden oynuyoruz fakat uzun menzilli silah filan kullanırken düzgün nişan almak için istediğimizde birinci kişi perspektifine dönebiliyoruz.

Oyunun en güzel yanı pek çok güzel fikre sahip olması. Mesela isterseniz iyi bir kahraman, isterseniz de her önüne geleni kesip, çalıp çırpan bir kabadayı olabilirsiniz. Etraftaki dükkanları ve evleri satın alabilir ve bunları daha ucuza (iyi insan) veya daha pahalıya (realist insan) kiralamak mümkün.

Yandaki resim oyundan alındı; koca şapkalı ben, yerde "Köpecik" ve diğer yanımda da evim var. Oyun boyunca yanımızda olan bu köpecik, bizimle maceradan maceraya atılıyor. Fakat ne yazık ki ne kadar eğitirseniz eğitin, Fallout 3'teki köpeğiniz kadar savaşlara katılmıyor. Oradaki daha az sevimli olsa da, çok daha yararlı. Köpeğimiz kuyruk filan sallayıp bize yer altında gömülü hazineleri gösteriyor, düşman hissedince de hırlıyor. Bir diğer değşik fikir, insanlarla etkileşim. Etkileşim sadece konuşma ve dialog seçme ile olmuyor. Sims'deki etkileşimler gibi değişik seçenekler çıkıyor ekranda ve sizde dans edip, şarkı söyleyerek kendinizi karşınızdakine beğendirebiliyorsunuz. (Ya da kızdırabiliyorsunuz.) Bunlar da ufak oyunlar şeklinde tasarlanmış.

Oyun boyunca aldığınız dükkan ve evler, her 5 dakikada bir (gerçek zaman) size kira olarak gelir getiriyor. Xbox kapalı olsa bile paranız değerlenmeye devam ediyor yani.

Dövüş ve büyü sistemi değişik ve güzel. Yükleme süreleri biraz fazla ama sonuçta bir konsol oyunu. Peki oyunun en kötü yanı? Oyun hiçbir şekilde test edilmemiş. Yeni bir eşya aldığınızda, menünüzde "!" seçeneği çıkıyor. Böylece o yeni eşyayı daha kolay görebiliyorsunuz. Gidip ünlem işaretli eşyaya bakınca, eşya üzerindeki ünlem işareti kayboluyor. Fakat menüden kaybolmuyor. Hemen gözönündeki bu olayı bile nasıl atlamışlar bilmiyorum ama oyun içinde 3 yerde ben çok kötü takıldım. Limandaki Banshee, ölmek bilmedi mesela. Çare olarak şehirden dışarı çıkıp tekrar başladım. Sonra evimin içini düzeltirken, tepede ev düzeltme ile bir yazı çıktı ve öyle kaldı. Kapatıp açma, başka yerlere gitme fayda etmedi, sonunda evime dönüp tekrar düzenleme seçeneğine girip kaldırttım o yazıyı. Bir keresinde de benimle birlikte bir yere gelmesi gereken diğer 2 kahraman arkadaşım da ben etrafta hazine ararken bir anda öylesine durup etrafa bakmayı seçti. Beni takipten vazgeçtiler. Ne yaptıysam fayda etmedi, orada kaldılar öylece; yeniden başlamak zorunda kaldım göreve. Kayıt sistemi yok, tek bir save üzerinden çalışıyor oyun ve yanlış bir harekette tüm oyun gidebilir; dikkat edin.

Bizi kurtaran çingene teyze beni sürekli ana görevi yapmam için zorladı. Aslında çok güzel yan görevler de var, ve ben teyzeyi dinleyip ana görevler için koştururken, pek çok ara görevin zamanı geçmişti. Mesela Temple of Light harabe olmuştu.

Keşke daha çok test edilseymiş, illa noel oyun fırtınasına yetişecek diye kasmasalarmış. Biraz daha fazla görev, daha uzun bir hikaye ile yılın oyunu olabilirdi belki. Oyun çıkar çıkmaz, patch'ı live'de yayınlandı bu arada, pek çok hatayı düzeltiyor heralde. Ayrıca live ile oyunu iki kişi oynamak da mümkün. Oynarken tekrar yonarım heralde diyordum ama ana görev bitti ve tekrar oynayacağımı sanmıyorum. Ama yine de pek çok oyundan güzel, kendini oynatıyor.

Etiketler: , ,

Pazar, Kasım 09, 2008

Xbox 360'a Yeni Hdd Aldık

Bildiğiniz gibi, Xbox360'ı Arcade pack olarak almıştık. Ve bu setin içinden sabit disk yerine 256 mblik hafıza kartı çıkıyordu ve pek çok esktra da yoktu.

Fakat şimdi farkediyorum ki bunlara gerçekten ihtiyaç oluyor. Zaten bu ay çıkacak yeni Xbox360 dashboard güncellemesi için, bir hard disk gerekiyor. (130 mb yer tutacakmış galiba.)

Aslında Play-Asia'dan 60'lık Hdd setini alacaktım, çünkü kulaklık ve Live Gold kartına da ihtiyacım var. Fakat aynı fiyata 120'lik hdd görünce, kararımı 120'den yana kullandım. Zira demoları çekmek bedava ve yeni update ile birliklte oyunlar hdd'ye atılabilecek artık. Şimdi de bir kulaklık ihtiyacım var, live için. Hem eski Xbox oyunlarını çalıştırmak için de, hdd'ye ihtiyaç var. Birşeyler indirip kurması gerekiyor aletin çünkü.

Play-Asia demişken, sağa sola reklam koymam boşuna değil. Yazın oradan oldukça ucuza pembe Xbox 360 kolu aldık. Ayrıca bir de Xbox soğutucusu. Kargo fazla tutmuyor, ve gelen siparişlerden hediye çekleri çıkabiliyor.

Etiketler: ,

Cuma, Kasım 07, 2008

Kitap Fuarı '08

İşte yine odamızın kitaplarla dolduğu o hafta geldi çattı.

Yine şehrimizden birazcık uzakta bulunan fuar merkezine gittik ve gezdik. Fakat bu sefer maaile gittiğimizden eskisi kadar, fiyat takibi yapamadık. Hatta Empati kitabına fazladan 4 milyon ödemekten son anda kurtardım.

Önceden kalma ayıplı ürünlerimi değiştirdim. Geçen sene aldığım Natsuo Kirino'nun "Çıkış" kitabının son 4 yaprağı yoktu mesela. Tabii en kötüsü de bunu okurken farketmemdi. Tam sonuna geldim ve 640. sayfada cümle "-" ile yarım kaldı. Ve ben de diğer tarafta bulunan iç arka kapağa şaşkın şaşkın bakakaldım.

Diğer ayıplı ürün ise Ray Bradbury'nin "Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana" kitabıydı. Kitap geldiğinde poşetliydi. Poşedi açınca içinde bazı sayfaların katlandığını ve kesime böyle gittiği için o sayfaların yamuk, kitaptan 1 santim dışarı taştığını gördüm. Gerçi bunu iDeefixe'den almıştım ama olsun.

Her ikisi de İthaki'nin olduğu için, ikisini de geri götürdüm ve değiştirdim. Peki bunu neden bu kadar uzattım? Çünkü değiştirdiğim Çıkış kitabında yine bir acayiplik olduğunu az önce farkettim. Yukarıda yazdığım "640." sayfayı teyit etmek için kitabın sayfalarını geriye doğru karıştırıyordum: 648, 646, 644, 642, 648, 646, 644, 642, 640...
Evet, önceki verdiğim kitapda eksik olan bölümler, bu kitapda 2 defa yer alıyor. Ben de onların nereye kaybolduğunu merak ediyordum, zaten!

Olasılıksız'ı çok sevdiğim için, sadece Empati'yi almaya gitmiştim. Ama onun yanında 2 kitap daha aldım, "Zar Adam" ve "Erkekler 1e Ayrılır". Her fuarın geleneği olan "Kayra ile Görüşme" ve "McDonald's'dan Menü Abartma" etkinliklerini de tamamlayıp, mekandan ayrıldık.

Bakalım ne zaman okuyacağım yeni kitaplarımı. Daha da kötüsü, nereye koyacağım bunları??

Etiketler:

Pazar, Ekim 26, 2008

House M.D.

Sonunda bu günleri de gördük. Ünlü doktor House işbaşında.

İlk olarak 2004 Kasım ayında yurtdışında gösterime başlayan dizi, 2 Altın Küre ve pek çok Emmy ödülü de almıştı. Başrolünde Doktor House rolünde Hugh Laurie amcamız var. (Bu rolüyle üst üste iki sene Altın Küre aldı.)
Bu diziyi ilk duyduğumda CNBC-e'de yayınlanmasını beklemiştim zamanında.

Fakat onların yerine çok sayın DijiTurk kanalı diziyi almış, ben de sadece bir kere gittiğim bayram ziyaretinde diziye hayran hayran bakmıştım. Tamam belki biraz hayal kırıklığına uğramıştım, biraz daha fantastik birşeyler bekliyordum ama bu hafta TNT'de yayınlanan bölümü izleyince oldukça beğendim.

Dizi normal hastane dizilerine pek benzemiyor, başroldeki hastalık hastası House tam bir başbelası. Ama aynı zamanda da modern Sherlock Holmes. Çok yara almış, insanlara güvenmiyor fakat yine de hastanede çalışmaya devam ediyor. Eğer onun hastası olmanın çok kolay olduğunu sanıyorsanız, bir de yanında çalışan doktorları görmelisiniz.

Artık her perşembe 20:00'de TNT'de. Kaçırmayın...

Etiketler:

Cumartesi, Ekim 25, 2008

Sevgi ile Umut

Sevgi dediğin nedir ki?

Vücudunun istemdışı ürettiği bir duygu yığını. Hiç istemediğin halde çıkartır, eline koyar. Bakarsın, şaşırırsın. Ne yapacağını bilemessin elindeki bu sevgiyle.

Sahibine vermek istersin. Belki de ilk defa elinde böylesine birşey gördüğünden belki de boşluğuna gelir; alır elinden. Sevinirsin, karşılığını bulduğunu sandığın an; istemez onu, atar. Tozlu yere yuvarlanır elinde tuttuğun sevgi. Alırsın yerden, tozlarını temizlemeye çalışırken iki damla gözyaşınla ıslanır. Verdiğin insan için bir değeri yoktur ama o senin bir parçandır nihayetinde. Şaşırırsın saflığına.

Pes etmezsin, "Belki de yetmedi" diye düşünür; daha da eklersin elindekine yeni çıkanları. Tozlar içinde kalır ama azalmışlardır. Cesaretini toplayıp, tekrar ona götürürsün. Ellerin titrerken uzatırsın, gözlerinin içinde kaybolmamaya çalışarak.
"Bu tozlu!" deyip, eline vurur bir kere; izlersin az önce elinde tuttuğun sevginin havada aldığı yolu. Yere düşer yine, üzülürsün. Başka birşey gelmez elinden. "Ama sen atmıştın.." demek istersin, diyemezsin. Kalbin buna rağmen sevgi pompalamaya devam eder, ağzını açamazsın çünkü. Gözlerin dayanamaz ama..

Hep kabul eder umuduyla götürürsün elindekileri, belki bu sefer sever; o da katkıda bulunur diye. Ama olmaz, belki de elindekini uzatmak yerine cebine koyup yoluna devam etmen gerekir. Her adım atışında, cebinde topladığın tozlu sevgiler bacağına batar. Canını acır. Eskisi gibi yürüyemezsin artık.

Umudun vardır hala, belki karşına çıkacak başka biri; elindeki sevgiyi görmek ister. Hatta kendi hafif tozlanmış sevgisini uzatıp, seninkiyle birleştirmek ister. Gözlerin yine yaşarır, sebep başkadır bu sefer.

Umut insanları yaşatan yegane şey sonuçta. Her sabah, daha iyi bir gün umuduyla kalkıyoruz. Okulu bitirmek umuduyla, para kazanmak umuduyla, sevmek umuduyla, sevilmek umuduyla, ölmek umuduyla...

Fotoğrafım
Ad: GaMeR
Konum: Istanbul, Turkey
  • minik kardeş seçil

  • bella hanımın yeri

  • sahte gündemci FırTo

  • clémentine bloğu

  • helikobakter